14 Kasım 2015 Cumartesi

SEN BİLİRSİN

    
       Gidemezsin, gitmek istersin bilirim. Gitmemelisin, bilirsin. Yorgunsun, hatta bitmiyor diye düşünüyorsun. Hiç bitmeyecek sanki… Durmuyor zaman, dinmiyor acın. Ben de bilirim ama sen daha iyi bilirsin.

Gitme diyenin olmadı mı hiç bilmiyorum ama git diyenin yoktu, bilirim. Çağrılmadan gidilmez, bilirsin.

Gel diyenin yoktu. Gitmenin de bir anlamı da yoktu o halde, değil mi? Hadi ama sen benden daha iyi bilirsin. İtiraf mı edemiyorsun yoksa kendini ikna mı edemiyorsun?

Bir dönsen bu fikrinden… Döner hatta bir daha vazgeçemezsin. Düşün niye geldiğini bir kere. Ya da sadece yaşadıklarını düşün. Geçen giden zamana bak. Hiç mi mutlu olmadın? Hadi ama bu nankörlük olmaz mı? Hayallerin vardı, bilirim. Vazgeçmek zorunda kaldın, anlarım. “Ama sen hiç sevmeden kendini nasıl bekledin yaşadıklarını sevmeyi?” diye sormazlar mı?

Gel dese gidersin, bilirim. Ama demedi. Zorla söyletemezsin ki… Sen boş ver öyleyse. GEL vazgeç…

O birdir, teklik makamını yegâne sahibidir. Sıfatların en büyüğüne sahip olandır. Ondan daha iyi bilemezsin ki. Gel demeden gelinmez, çağrılmadan gidilmez.
 
Yaşa sevebildiğince kendini, gül dilediğince hayata ve boş ver geçip giden zamana. Bakma öyle her kuşun eti yenmez safsatasına, her kuş uçar unutma. Yemek için seçtikleri kuşlar mı daha şanslıdır hayatta yoksa seçilmeyip dilediği yere uçabilen kuş mu? Etinin lezzetinin ne önemi var ki özgürlüğünün yanında? Dön bak gökyüzü yerinde hala. Her sabah kocaman bir ısı kaynağı dünyayı aydınlatıyor yine. Allah’ı zikrediyor tüm kuşlar ve asıl özgürlüğün nerede olduğunu sorgulatıyorlar bize.

Tüm bu kâinatı sevmenin tek bir formülü var dostum. Kendini sev!

Gel, yine yapma sen. GİTME! Henüz çağrılmıyorsun. Oksijenle girdiğin ilişkiye son verme zamanına sadece “O” karar veriyor hala. GİTME! Henüz çağrılmıyorsun.

 
Ama yine de sen bilirsin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder